Subject + Object No.9 — Umut Erkin
Köln ve İstanbul’da yaşıyor. Industrial Designer & Visual Director olarak çalışıyor. Nesneler, mekânlar, görüntüler ve hikâyeler arasında çalışan, farklı görünen dünyalar arasında bağlantılar kuran biri. Dijital dünyada analog bir zihinle yaşıyor; araştırmadan üretime, fiziksel objelerden görsel anlatılara ve deneyimlere uzanan farklı ölçeklerde işler üretiyor.
Object:
Nesne’nin senin için anlamı nedir? Bir nesne sence ne zaman “bir şey” olmaktan çıkıp “anlam” taşımaya başlar?
Umut:

Ben nesneyi tek başına düşünemiyorum; bir yere koyduğunda mekânı, biri kullandığında davranışı değiştiriyor. Asıl ilginç olan da kullanıcıya geçtiği anda kontrolün biraz kaybolması: bir tava protesto aracına, iş güvenliği gözlüğü moda ikonuna, 90’ların Pikachu’su yıllar sonra bir temsil biçimine dönüşebiliyor. Ben buna “adaptation without permission” diyorum. Nesne insanla temas ettikçe kendi bağlamını kuruyor ve tasarlanan şey ile yaşanan şey birbirinden ayrılmaya başlıyor.

...iş güvenliği gözlüğü moda ikonuna, 90’ların Pikachu’su yıllar sonra bir temsil biçimine dönüşebiliyor.
Object:
Eşyaların bir hafızası olduğuna inanıyor musun?
Umut:

Kendi hafızaları olduğuna değil ama hafızanın fiziksel tetikleyicileri olduklarına inanıyorum. Çizik, solmuş kumaş, elde parlamış ahşap, gevşemiş menteşe… Bunların hepsi nesnenin üzerinde birikmiş veri gibi. Ne yaşandığını tam bilmiyorsun ama bir şeylerin yaşandığını biliyorsun.

Object:
Hiç bir nesnenin sende güçlü bir duygusal ya da yaratıcı etki bıraktığı oldu mu? Bir “eşya”nın seni dönüştürdüğü bir an?
Umut:

Fotoğraf makinesi. Ama makinenin kendisinden çok çerçeve fikri. Vizörden bakınca neyi içeri aldığını, neyi dışarıda bıraktığını fark ediyorsun ve bir süre sonra dünyaya da böyle bakmaya başlıyorsun. Vizör bana hem görmenin hem de tasarımın bir seçim olduğunu öğretti.

Object:
Eğer kendi hayatını tek bir nesneyle anlatmak isteseydin, bu hangi nesne olurdu — ve neden?
Umut:

Sırt çantası. Çünkü hayat gibi onun da içeriği sürekli değişiyor; bazı şeyler geliyor, bir süre seninle kalıyor, sonra gidiyor, yerlerine yenileri giriyor. Şehirler, uğraşlar, insanlar, ekipmanlar değişiyor ama çanta yoluna devam ediyor ve bazı şeylerin izi içeride kalıyor. Benimki yeni ve kusursuz bir çanta olmazdı; biraz eskimiş, çok yer görmüş, içeriği defalarca değişmiş bir tane. Biraz hayat, biraz Tetris…

Object:
Sınırsız bir bütçe evreninde en çok hangi nesneye sahip olmak isterdin, neden?
Umut:

Singer 911. Çünkü bana göre ilginç tarafı sadece pahalı ya da hızlı olması değil; eski bir nesnenin karakterini öldürmeden onu bugünün bilgisiyle yeniden yorumlama biçimi. Neyi koruyacaklarını, neyi değiştireceklerini ve neye hiç dokunmamaları gerektiğini çok iyi biliyorlar. Geçmişi cosplay yapmadan bugüne taşıyorlar.

Object:
Koleksiyon niteliğinde biriktirdiğin bir nesne var mı?
Umut:

Tek bir şeyi toplamıyorum; daha çok kitaplar, kameralar, haritalar, teknik objeler ve yolculuklardan kalan parçalar arasında görünmez bağlantılar biriktiriyorum. Turuncu da zamanla bunların arasında kişisel bir koda dönüştü. Galiba nesneden çok referans topluyorum; fiziksel bir moodboard gibi.

Object:
Bize aklına gelen 3 nesneyi yazmanı istiyoruz ve bununla absürd bir cümle kuracağız. Neler çıkacağını merak ediyoruz.
Umut:

Karabina. 35 mm negatif. Kumpas.