Subject + Object No.1 — Taner Turna
Kültürel ve yaratıcı endüstride çalışan birisi. İstanbul’da yaşıyor. Mörç Studio’nun kurucu ortağı ve kültür odaklı projeler geliştiren yaratıcı/girişimci.
Object:
Nesneler bize mi aittir, yoksa biz mi onlara ait oluruz?
Taner:

Aitlik, sahiplik hissini sevmiyorum. Her iki tarafta da hiyerarşik bir düzen yaratıyor. Bağlılık, bağımlılığa ve zorundalığa dönüşüyor. Nesneler bana eşlikçi ve doğal olarak ben de onlara eşlikçiyim. Belli bir zamanda, bazı yaşanmışlıklar üzerinden iş birliği yapıyoruz diyelim. :)

Object:
Eşyaların bir hafızası olduğuna inanıyor musun?
Taner:

Eşyaların hafızası var mı bilmiyorum. Ancak kesinlikle bir yaşanmışlığa sahip olduklarını düşünüyorum. Bu yaşanmışlığın bize ait yansımalar sunduğuna hem de bağlam ve paydaşlıklar oluşturduğuna inanıyorum. Bu da aslında eşya ile paylaşılan bir ortak hafıza yaratıyor.

Object:
Bir nesnenin işlevi mi, formu mu, hikâyesi mi senin için daha önemli?
Taner:

Bazen hepsi, bazen de hiçbiri. Sadece var olması bile bende bir etkileşim yaratabilir. Ancak her karşılaşma bir iz, her iz de bir duygu ve bu duygular da bir hafıza yaratacağı için hikayesi hep önemlidir benim için.

…Yıllar sonra yeniden kalemi elime alıp bir defteri yazıyla doldurmaya başladığımda pek çok şey değişti…
Object:
Bir “eşya”nın seni dönüştürdüğü bir an?
Taner:

İlk aklıma gelen defter oldu. Yıllar sonra yeniden kalemi elime alıp bir defteri yazıyla doldurmaya başladığımda pek çok şey değişti. Zihnimle bedenim yeniden ritim buldu. Düşüncelerim daha derli toplu hale geldi. Bu yeniden buluşmadan sonraki hiçbir defterimle vedalaşmadım.

Object:
Koleksiyon niteliğinde biriktirdiğin bir nesne var mı?
Taner:

Koleksiyon niteliğinde mi bilmiyorum ama defter satın almaya gittiğim kırtasiyeden bir süre sonra farklı tonlarda mor kurşun kalemler almaya başladım. Daha sonra bu mekân ve zaman değiştirerek büyümeye devam etti.